soz ucar yazi kalir

''sözlük yazarları, internet ortamında tatlı&ekşi soslu kelimeleri kullanmada yıllardır ziyadesiyle cömert davrandı. neden? nickname’leri aşil misali zamana meydan okusun, yıllar sonra bilmem kaçıncı nesil tarafından hürmetle zikredilsin diye...''

çok iyi, tuttum.

olsek de kiymetimiz bilinse

<bkz: bana övgüler dizmek için ölümümü istiyorlar benim>

cehennemden msn iletileri

meşşgg..
(aghşşş!..)

saba tumer

ekranlardan gördüğümüz kadarıyla samimi, hoşsohbet birisine benziyor. ama şöyle bir bilimsel gerçek de var ki inkar edilemez:
#1137453

saba tumer ile bu gece

zaten program süresinin yüzde 90 ı saba tümer in kahkalarıyla geçiyor. yüzde 8 lik reklam kısmı var. kalan yüzde 2 lik kısmında da, saba nın artık gülmekten nefesinin kesilmesinden istifade eden konuklar bir şekilde kendilerinden; ideallerinden falan bahsediyorlar.

wikipedia

kurucusu jimmy wales' ın internet alemine bir ricası var:
buyrun: #1137438

jimmy wales

bir ricası varmış. bende kendisini kırmayarak ricasını aktarıyorum:

----- spoiler -----

değerli okuyucu,

bugün sizden, vikipedi'yi bir bağışla desteklemenizi rica edeceğim. bu durum sıradışı gelebilir: dünyadaki en popüler beş web sitesinden biri, kullanıcılarından neden maddi destek rica eder ?

vikipedi, en büyük 50 web sitesinin hemen hepsinden farklı bir yapıda kurulmuştur. çok düşük sayıda, sadece yirmi üç adet ücretli çalışanımız var. vikipedi içeriği herkes tarafından herhangi bir amaçla özgürce kullanılabilir. yıllık harcamalarımız altı milyon doların altındadır. vikipedi, 2003 yılında kurmuş olduğum kâr amacı gütmeyen bir kurum olan wikimedia vakfı tarafından işletilir.

temel olarak vikipedi, dünya çapında bilgiyi serbestçe paylaşmaya kendini adamış 150.000 ' den fazla kişiden oluşan gönüllü bir topluluk tarafından çalıştırılır. neredeyse sekiz yıl zarfında, bu gönüllüler 265 dilde 11 milyondan fazla ansiklopedi maddesine katkıda bulunmuştur. web sitemiz her ay, ücretsiz ve reklamsız bilgiye ulaşmak isteyen 275 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

fakat vikipedi, sadece bir web sitesi değildir. bizler, ortak bir amacı paylaşıyoruz: öyle bir dünya hayal edin ki, gezegen üzerindeki her bir kişi, insanlığın tüm bilgi birikimine özgürce ulaşabilsin. bizim taahhüdümüz budur.

bağışınız bize, çeşitli şekillerde yardımcı olacak. en önemlisi, internet üzerindeki en popüler web sitelerinden birinin küresel trafiğini yönetmenin maliyeti için bize yardım etmiş olacaksınız. bu birikim ayrıca, vikipedi'yi çalıştıran yazılımı iyileştirmemize -- daha kolay arama yapılabilir, daha kolay okunur ve yazılır hale getirmemize -- de yardımcı olacak. bizler, yeni gönüllüleri işe alarak ya da kültür ve eğitim kurumlarıyla stratejik ortaklıklar kurarak, özgür bilgi hareketini dünya çapında daha da geliştirmeye kendimizi adamış durumdayız.

vikipedi farklıdır. tarihteki en büyük ansiklopedidir ve gönüllüler tarafından yazılmıştır. tıpkı bir millî park ya da okul gibi, vikipedi'de de reklama yer olmadığını düşünüyoruz. onu özgür ve güçlü tutmak istiyoruz, ancak bunun için sizin gibi binlerce insanın desteğine ihtiyacımız var.

sizi, bize katılmaya davet ediyorum: bağışınız, vikipedi' nin tüm dünya için özgür bir kaynak olarak kalmasına yardımcı olacak.

teşekkürler

----- spoiler -----

*

sana da teşekkürler jimmy. sözlükle konuşacağım bu konuyu.

mazlumun ahi

<bkz: alma mazlumun ahini, çıkar aheste aheste>

trt 6

dur bakalım, nasıl olacak. bunu ilerleyen günlerde göreceğiz.

ali bulac

cemil meriç' in öğrencisi.

aldatmayan erkek bulabilecegin bir yer var mi bildigin

yazık ya bu kızlara...
her biri aldatılmaktan bi' hal olmuş; yüzlerinden belli!
tüh tüh tüh! içim acıdı bak şimdi.
kızlarımızı destekleyelim!..

<bkz: aldatılan kızlardan özür diliyorum>

bir botla yarim saat muhabbet edip diyalogu sozluge kopyalamak

<bkz: merve yi tavla>

umit meric

<bkz: mahmut ali meriç> *

mahmut ali meric

cemil meriç in oğlu.

helin avsar bakiredir

söylemesi çok ayıptır ama, bahsi geçen arkadaşı siz mi s*ktiniz de, onun bakire olmadıgı konusunda bu kadar emin konuşuyorsunuz.

ayrilmaz ucluler

ergenekon , şemdinli , susurluk.

hikikomori

hakkında yazılmış bir yazıyı aşagıya kopyalıyorum.
yalnız bir ön not düşelim ki, yazar hastalıktan resmen imrenerek ve övgüyle bahsetmiş. hatta hastalık için gerçek inziva bile demiş. yuh artık.
ama yine de hiki hakkında fikir verici bir yazı.

buyrun.


----- spoiler -----

new york times 'ta çıkan haber çok ilginç: özellikle, son on yılda çok sayıda japon genci odasına kapanmış durumda. bazısı yıllarca orada yaşıyor. kimi, sadece akşam yemeğini ailesiyle yiyor. ayda bir cd almak için sokağa çıkanlar var.

bütün günlerini odalarında geçiren... müzik dinlemek, internette dolaşmak, uyumak dışında bir işle uğraşmayan bu gençlere ' hikikomori' adı veriliyor.

bu japonca kelimenin geri çekilmek , elini ayağını çekmek gibi anlamları var.

hikikomori hem isim, hem sıfat olarak kullanılıyor: yani hem kişiye bu ad veriliyor (alkolik gibi), hem de soruna...
araştırmacılar 100 bin ila 300 bin japon gencinin hikikomori olduğunu söylüyor. bazısına göre bu sayı bir milyon! hikikomori, japonya'da bir sektör yaratmış. bu konuda uzmanlaşmış psikologlar var. ayrıca, gençleri odalarından çıkmaya ikna eden, sosyalleşmeleri ve bir iş sahibi olmaları için yurtlar ayarlayan, kurslar düzenleyen yardım kuruluşları da bulunuyor. piyasaya yeni yeni '' çocuğunuzu hikikomoriden nasıl kurtarırsınız ? '' türü kitaplar çıkıyor. bu konuda belgeseller ve filmler çekiliyor.

bir başka ilginç veri de hikikomori nin yüzde 80 oranında erkeklerde görülmesi.
japon geleneklerine uygun olarak, aileler onları başlarından atmıyor, tersine bakımlarını üstleniyor. 13-14 yaşında hikikomori olup on yılı aşkın süre boyunca odasından çıkmayanlar var.

önceleri depresyon, kişilik bozukluğu ya da bir tür şizofreni sanılan hikikomori, artık ayrı bir kategoride ele alınıyor.

medya ise onlara kayıp kuşak diyor.
1920'lerde paris'e yerleşen... kimi aylaklık eden, kimi edebiyatla uğraşan abd'lilere kayıp kuşak ( lost generation ) adı verilmişti. halbuki aralarında, ernest hemingway, scott fitzgerald , gertrude stein gibi hâlâ önemsenen, okunan yazarlar yer alıyordu. ''kayıplar'' aslında kayıp değildi.
hikikomori' ler ise 'kayıp kuşak' tabirini en yalın, en somut anlamıyla gerçekleştirmiş durumda.
evet, bu satırlar, bana oldukça ilginç geldi.

ister istemez insanın dünyaya bir şekilde kapalı olduğunu kabul etmek durumunda kaldığı bir yaşam tarzı bu. acaba türkiye'de de onlardan var mıdır diye düşünüyorum?

ama hiç tahmin etmiyorum. çünkü baştan dünya nimetlerini elinin tersi ile itiyorsun. mantık, felsefe bunu gösteriyor.

sonra dost yok, arkadaş, alıveriş, çarşı-pazar yok. bu gerçek inzivada dedikodu yok. kimsenin yargılanması diye bir şey de söz konusu değil. düşündüğün, hayal ettiğin projelerin hiçbiri hayata geçirilemiyor. ne fırsat kaçırmak var, ne yakalamak. böyle bir derdin hiç olmuyor. yani ne kâr ne de zarardasın.

hatırlarsanız, gavsi azam abdülkadir geylani hazretleri, gavsiye isimli eserinde şöyle der:

kıyamet gününde, indimde mahlûkatın en sevgilisi, sağır, dilsiz, kör, mütehayyir ve ağlayandır. kabirde de bu böyledir. kolay iş değil dostum, duyup da duymazlıktan gelmek, konuşman gerektiği halde susmak, bakıp da görmemek, şaşman mantıklı olduğu halde şaşmamak.

buna benzer bir durum var hikikomorilerin yaşamında.

doğrusu bu ya, insanoğlu bıçak sırtında hayatını idame ettirirken onlara özenmemesi elde değil. sevgiyle kalın. allaha emanet olun.

----- spoiler -----

ahmet f yüksel. genetikbilimi.com *

hikikomori

japon kökenli bir sözcük olan hikikomori 21. yüzyılda artık bir çeşit hastalık kabul edilmektedir.

japonca'da sözcük anlamı elini ayağını çekmek olan bu sözcük yaşamdan elini ayağını çekip zamanlarının çoğunu (temel ihtiyaçlar dışındaki tüm zamanını) bilgisayar başında geçirenleri ifade etmektedir.
hüseyin çağlayan' ın kapsül içinde yaşayan kadın konulu art-medya çalışması, bu hastalıktan ya da durumdan muzdarip olanların yaşantısını ve içinde bulundukları durumu çok iyi ifade etmektedir.

japon psikiyatr tamaki saitō 'nun dünya tıp literatürüne kazandırdığı hikikomori hastalığı nın tek müsebbibi bilgisayar değil. 90′lı yıllardan beri japonya’da kendini ailesiyle yaşadığı evin bir bölümüne kapatıp sosyal yaşamı tamamen reddeden ergen ve gençleri tanımlamak için kullanılıyor.

* *

ucuncu nesil

çok hızlı girdiler olaya.

ithaf

tema çok güzel. ama bu temayı seçince anasayfa butonu yok oluyor, o ayrı.